
SOSYAL VE KÜLTÜREL HAYAT:
Düğün Adetleri;
1- Evlenme Çağından Önceki Kız-Oğlan İlişkileri
Kuşkusuz insanın içinde bulunduğu ortam onu çeşitli yönlerden etkiler. Kız oğlan ilişkileri de doğal olarak bu etkilenmeden payını alır. Çocuklar küçük yaşlardan itibaren (kız-erkek ayırt edilmeksizin) beraber oynarlar, beraber sevinip beraber üzülürler. Bu beraberlik iş hayıtnda da devam eder. Bu beraberliler ilerdeki birlikteliğin bir habercisi gibidir. Küçük yaştaki bu beraberlikler, büyüdükçe dostça , safça ve samimi ilişkilerle daha da anlamlı hale gelir. Gözler değişik bakışmaya, kalplerde bir şeyler kıpırdamaya başlar. Sanki bir kıvılcım çakmıştırda tutuşturacağı bir yer aramaktadır. İşte böyle tanınır Ayşeler, Emineler, Aliler.. bu şirin beldede.
2- Evlenme Yaşı Yörede evlenme yaşı, eskiden erkekler için 17-18 , kızlar için 14-15’ti. Bu derece küçük yaşlarda evlenme arzusu her zaman gence ait değildir. Ailenin istekleri de bu yönde değerlendirilir ve bu doğrultuda gerçekleşirdi.
3- Kız İstemek Düğür (dünür) gitmeden önce, oğlan tarafı kendi yakınlarından birisini, isteyecekleri kızın ailesine gönderir. Oğlan tarafının kızlarını istediğini söyler. Düğür gelip gelmeyecekleri konusunda da kız tarafından fikir ister. Yaklaşım iyiyse, kızı verme taraftarı oldukları belli oluyorsa düğür gitmeye karar verirler.
4- Nişan Takma Kız için alınan nişan malzemeleri kız evine götürülür. Şerbet içilir bahşiş toplanır. Kadınlar Kızlar kendi aralarında çalıp söylerler, oynarlar eğlenirler.
5- Düğün Gününün Kararlıştırılması Oğlan ve kız tarafı düğün için gerekli hazırlıkları yapar. Bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra, düğün yapmak için hazırlıkların ortaya dökülme zamanı gelmiş olur.Yörede düğünler genel olarak güz’ün yapılır. Güz Avarelik zamandır. Bir gence dua edilirken “Düğünün güzün, ömrün uzun olsun “derler.
6-Düğün Hazırlıklar bittikten sonra sıra davul-zurna teminine gelmiştir. Eskiden davulsuz düğün düşünülmezdi. Düğün sahibi davetiye olarak çeşitli okuntular hazırlar. Sabun, havlu, yazma bu davetiyelerdendir. Gençlerin düğün evinin etrafında vur patlasın çal oynasın havasında oyunlarıyla düğün başlar. Düğün Sahibine ufak tefek işlere yardımcı olacak “kahya” adı verilen kişiler bulunur. Yemekler pişer, en değişilmez töresi olan “keşkek yemeği” baş köşeyi alır. Ve bu eğlence gelin almaya gitmekle birlikte son bulur.
FERFENE;
Uzun kış gecelerinin en önemli eğlencelerinden birisi ferfene günüdür. Köyün gençleri aralarında topladıkları parlalarla aldıkları et veya yemek pişinceye kadar çeşitli oyunlar düzenlenir. Böylece gençler geceyi en güzel bir şekilde değerlendirmeye çalışırlar.
KOÇ KATIMI;
Doğan kuzulardan koç olabilcekler özenle seçilir. Onlar analarından kesinlikle ayrılmaz sürekli emzirilir. Böylece daha iyi beslenmeleri sağlanmış olur. İki yaşına gelen koçlar Temmuz ayı ortalarına doğru sürüden ayrılır. Belli bir süre sürüden ayrı beslenir. Eylül başlarına doğru koç katıma hazı hale getirilir. Bir gün önceden koçun koyuna katılacağı herkese duyurulur. Koçlar gerdeğe giren damatlar gibi süslenir, kınalanır, boncuklar takılır. Koç katımı adetleri bugün kısmen terkedilmiştir.
İMECE;
(Örneğin:Soku Döğme) Köy insanın değişmeyen geleneklerinden biriside yardımlaşmadır. Saplarından ayrılan buğday taneleri çeşitli aşamalardan sonra kazanlarda kaynatılıp kurutulur. Kuruyan daneler “soku” adı verilen yerlerde dövülmeyi bekler. Gençlerin birer güç gösteri yeridir bulgur dibekleri. Gözlerin değişik baktığı, bakışların çakıştığı ileride kurulacak yuvaların da başlangıç yerleri olur; çünkü burada kız-oğlan karışık çalışırlar. Dövülen bulgurlar kurutulup seçildikten sonra artık onu taşlarda çekip pilavlık hale getirme zamanı gelmiştir.
IRGAT ETME;
Ekini çok olan kişi, bunu beceremeyeceğini (biçme işini) anlayınca ırgat (işçi) almaya karar verir. Akşamdan söz aldığı kişiler sabah toplanır söz veren ırgatlar. Tutarlar tarlanın yolunu, varırlar tarlaya, ellikleri takarlar parmaklara, girişirler ekin biçmeye. Başlar gün batıncaya kadar sürecek savaş bu türkülerle. “ Hey ellikten ellikten Su gelir Mezarlıktan Sararmışsın solmuşsun Besbelli bekarlıktan.” “Ekini biçe biçe Bulamadım ucunu Dahasını söylemem O kız bilir suçunu” İşte bu birlikteliktir ırgat.
EV VE AİLE HAYATI
Ev; 1990 lı yıllara kadar, çok amaçlı kullanılan evler genellikle iki katlıdır. Birinci kat ahır olarak kullanılırken, ikinci kat ise ailenin tamamını zorunlu olarak barındırmaktaydı. Evler sağlam bir temele dayanmadan alt kat saman ve toprak karışımı bir harçla taştan oluşmaktadır. Günümüzde köyümüze ait evlerin %80 ni betonarme ve tuğladan çok katlı olarak alt yapıyla birlikte yapılmaktadır. Evlerin kulanım şekli; girişte büyükçe bir kapı bulunur. Bu kapıdan hayat adı verilen bir bölüme girilir. Ayrıca bu salonda ahır ve alt kapı arasındaki bağlantıyı sağlayan bir merdiven bulunur. Bu merdiven boşluğu üzeri “kepenk” adı verilen bir tahta kapıyla örtülür. Evin en çok kullanılan bölümü mutfak odasıdır. Mutfak odası çok amaçlı kullanılır. Bu bölümde “ocaklık-ocakbaşı” denilen büyük genişçe bir baca vardır. Bacanın sağında “suluk” adı verilen bir banyo bulunur. Mutfak yatak odası olarakta kullanıldığı için tahta çıkmalar sedir köşkü vardır. Misafirler için ayrıca bir oda vardır.
1- Kadın-Erkek İlişkileri;
Kadın-erkek ilişkileri gelenek görenek görgü ve inanç temelinde şekillendirilmiştir. Aile hayatında erkeğin üstünlüğü çok gibi görünüyorsa da gerçekte belirgin bir üstünlük söz konusu değildir. Kadın-erkek; tarlada,çayırda, bağda ve bahçede kısaca hayatın her alanında birlikte çalışmaktadır. Bu ilişkiler içerisinde az da olsa erkeğin üstünlüğü söz konusudur. Bu üstünlük baskı şeklinde değil, ailedeki otoriteyi sağlamak içindir.
2- Gelin Kaynana İlişkileri
Gelin evliliğinin ilk yıllarında ailedeki büyüklerin yanında serbest hareket edemez. Gelin kaynanasının yanında sesli konuşamaz yaşmak tutar. Yaşmak tutma olayı yemek yerken de yapılır. Gelin kaşığı ağzına götürdükten sonra ağzını kapatır, lokmasını göstermez. Evde yapacağı bütün işlerde kaynanasının fikrine başvurur. Gelin aile büyükleri yanında çocuğunu emziremez, sevemez ev halkı yatmadan kesinlikle yatamaz. Herkesten önce kalkmak zorundadır. Vb.
3- Baba Oğul İlişkileri
Oğul babanın yanında istediği gibi rahat oturamaz. Evliyse eşiyle konuşamaz. Çocuklarını kucağına alıp sevemez. Yapacağı bütün işlerde babasının düşüncesine başvurur. Alınacak satılacak şeylerde kararı baba verir. Ailede harcama yetkisi babanın elindedir. Bu rağmen aile içi kararları ailenin bütün fertlerine danışılarak alınır. Ayrıntılarıyla açıklanan aile içi ilişkiler değişen toplumsal şartlara ayak uydurarak büyük ölçüde yerini yeni anlayışlara bırakmıştır.